TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Faik Yavuz, gıda güvenliğinde hem otokontrolün hem de denetimin çok önemli olduğunu belirterek, "Bu hususta biz de üzerimize düşen görevi yapmak zorundayız" dedi.

"Gıda Güvenliği ve Çağdaş Mevzuat Toplantısı" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Birlik Merkezi'nde gerçekleştirildi. Toplantıya TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Faik Yavuz, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Yardımcı, TOBB Türkiye Gıda Sanayi Meclisi Başkanı Necdet Buzbaş, Gıda ve Tarım Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Pakdil ile Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Erol katıldı.

TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yavuz, gıda güvenliği konusundaki mevzuatın önemine işaret ederek, "Yıllardır AB şu ürünümüzü almıyor, bu ürünümüze kota koyuyor diye şikayet ettik. Bunda elbette AB'nin üye ülkeleri koruma politikalarının etkisi var. Bazı noktalarda haksızlığa uğruyoruz. Ama diğer taraftan bizim de hatalarımız var. Adam mevzuatını yazmış, kurallarını koymuş. Bana mal satacaksan şu kurallara uyacaksın diyor. Ama bizim standartlar bazen bu kurallara uymuyor. O yüzden biz artık

Türkiye'nin tarım potansiyelini değerlendireceksek, gıda ve içecek sanayimizi geliştireceksek, oyunu kurallarına göre oynamak zorundayız" ifadelerini kullandı.

"BU İŞİN HEM OTOKONTROLÜ, HEM DENETİMİ ÇOK ÖNEMLİ"

Yavuz, Gıda ve Tarım Bakanlığı'nın mevzuat uyumunu sağladığını dile getirerek, bundan sonra da bakanlığa yine önemli görevler düştüğünü söyledi. Yavuz şöyle konuştu:

"Öncelikle özel sektörün bu mevzuata uygun üretim yapması, iş yapması lazım. Bakanlığımızın da bu işin denetimini çok sıkı takip etmesi lazım. Çünkü bakın gıda işi başka hiçbir işe benzemiyor. Bu işe bütün ülkeler çok büyük hassasiyet gösteriyor. Öyle de olması lazım. O yüzden birkaç firma bile bu mevzuatı delse, AB'ye veya üçüncü ülkelere mevzuata uygun olmayan mal satmaya kalksa ülke olarak siciliniz bozuluyor. Siz firma olarak en iyi kalitede üretim yapsanız, hizmet sunsanız bile o üründe ülkenizin adı çıktıysa bütün sektöre engel geliyor. Yani, mevzuata uygun davranmayan firmalar yüzünden, bütün sektör, hatta ülke sıkıntı çekiyor. O yüzden bu işin hem otokontrolü, hem denetimi çok önemli. Bu hususta biz de üzerimize düşen görevi yapmak zorundayız."

ORTADOĞU VE KUZEY AFRİKA ÜLKELERİNİN GIDA İTHALATI 70 MİLYAR DOLARA ULAŞTI

Gıda ve içecek sektörlerinin ayrılmaz bir bütün olduğunu ifade eden Yavuz, kaliteli sanayi üretimi için kaliteli ve standartlara uygun tarım ürünü gerektiğine dikkat çekti. Yavuz, tarım ve hayvancılık ürünlerinin analiz edileceği laboratuvarın kapasitesinin önemini vurgulayarak, TOBB ve borsa camiası olarak bu alanda büyük yatırım yaptıklarını anlattı. "Ülkemiz, dünyanın en büyük tarım ekonomileri arasında yer alıyor" diyen Yavuz, şunları kaydetti:

"Ekilebilir arazi bakımından dünyanın en büyük 12. toprağına sahibiz. Dünyanın 17. büyük ekonomisiyiz. Ama tarımsal ekonomi açısından dünyanın en büyük 10 tarım ekonomisinden biriyiz. Avrupa'da ilk iki ülkeden biriyiz. 2002 yılında 23 milyar dolar olan tarımsal hasıla, 2011 yılında 65 milyar dolara yükseldi. Üstelik arazilerimiz verimli ve kimyasal açıdan az kirlenmiş. Yani hem bol miktarda, hem de sağlıklı ürün kapasitesi bizde var. Dolayısıyla, hızla bu alana yönelmek gerekiyor Sadece geniş iç pazarımız için değil. Zira hemen yanı başımızdaki Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin gıda ithalatı 70 milyar doları buldu."

"ÜLKEMİZİN EKİLEBİLİR ALANI HOLLANDA'NIN 30 KATI"

Hollanda'nın 53 milyar dolar tarım ve hayvancılık ürünü ihraç ettiğine işaret eden Yavuz, "Ekilebilir alanı Hollanda'nın 30 katı olan ülkemizin, bu alanda nasıl bir potansiyele sahip olduğunu bir düşünün. Bu alanda yüksek tüketim potansiyeline sahip olan AB pazarı, bizim için çok önemli. Ancak, bu potansiyeli hayata geçirmek için işi usulüne göre yapmak zorundayız. İşte bu yüzden, Tarım Bakanlığımızın çıkardığı mevzuatları çok önemsiyoruz" dedi.

TOBB Gıda Meclisi Başkanı Necdet Buzbaş ise, toplantının amacını AB standartlarının kamuoyu ile paylaşılması olarak açıkladı. Kentleşme sürecinin gıda ticaretinin artmasına yol açtığını belirten Buzbaş, gıda sektörünün sağlıklı gelişebilmesi için gıda güvenliğinin olmazsa olmaz bir unsur olduğunu dile getirdi. Buzbaş, "Gıda güvenliği temel bir insan hakkıdır ve ülkelerin gelişmişlik düzeyinin de göstergesidir" dedi.

Sanayileşmenin öncülüğünü yapan gıda sanayi kuruluşlarının gıda güvenliği ile ilgili mevzuatta çok geç kaldığını söyleyen Buzbaş, "Dünya gıda sanayinde yaşanan hızlı gelişmelere ve ürün çeşitliliğine rağmen 43 yıl boyunca gıda maddeleri tüzüğü, sektörü şekillendirmeye çalışmış, ama yetersiz kalmıştır" diye konuştu.

5996 Sayılı Kanun ile farklı mevzuatların tek çatıda birleştirildiğini anlatan Buzbaş, ikincil mevzuatın da önemine değindi.

Gıda ve Tarım Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Pakdil de gıda konusunun global olarak ele alındığında dünya barışını tehdit eder bir halde olduğunu kaydetti. Türkiye'nin net olarak tarım ve gıda ürünleri ihracatçısı bir ülke olduğunu belirten Pakdil, üretimin devamlılığı için GAP ve benzeri projelerin gerekliliğine dikkat çekti. Üretilen ürünlerin, ihracat yapılacak ülkelerin standartlarına da uygun olması gerektiğini bildiren Pakdil, "Bu alanda kanunlarımız vardı. Hepsini tek kanun altında topladık.

İlla ki olması gereken hususlar kanunda yer aldı. Güncel kalması için gereken konuları da ikincil mevzuatlara bıraktık" dedi.

Birincil üretimi yapan kesimin bu mevzuatın içindeki ilk unsur olduğundan söz eden Müsteşar Yardımcısı Pakdil, "Gıda dünya barışını tehdit eden bir unsurdur. Eğer sizin sanayici olarak işleyemediğiniz bir hammadde varsa, en büyük israf budur" diye konuştu.

Konuşmaların ardından Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Erol konuya ilişkin bir sunum gerçekleştirdi.

Kaynak:http://www.haberciniz.biz/tobbdan-gida-guvenligi-zirvesi-1367100h.htm