Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) tarafından Belek'te bir otelde düzenlenen Uluslararası Buğday, Un ve Ekmek Kongresi ve Sergisi'nde yaptığı konuşmada, sektörün başarılarını yakından takip ettiğini söyledi.

Coğrafyanın tarımı, tarımın da beslenmeyi tayin ettiğini belirten Eker, yeryüzündeki en önemli besin kaynaklarından birinin buğday olduğunu ifade etti. Buğday üretimi için Anadolu topraklarının önemli olduğunu ve Anadolu topraklarında 27 çeşit buğday üretimi yapıldığını bildiren Eker, "Bu coğrafyayı anlatan bir sözümüz vardır. 'Buğday ile koyun, gerisi oyun', bu söz coğrafyamızı ve kültürümüzü yansıtır" dedi.

Buğdayın tek başına insanın günlük ihtiyacını karşılayabileceğini ifade eden Eker, bugün çeşitli sebeplerle yaklaşık bir milyar aç insan olduğunu, ancak bunun nüfus artışı ve küresel değişimlerden kaynaklanmadığını belirtti. Yeryüzünde yeteri kadar gıda bulunduğunu anlatan Eker, "Ticari politikalar, ekonomik istikrarsızlıklar ve bunları doğuran siyasi istikrarsızlıklar, dünyadaki gelişmeler, petrol fiyatları ile oynanması, müdahaleler, kuşkusuz başka sebeplerle bazı ülkelerin gıdaya ulaşımında ciddi sorunlar yaşanıyor" diye konuştu.

 

 

-"Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan 83 yıl sonra tarım kanununa kavuştu"

Dünyada 2010 yılında sebebi henüz anlaşılamayan bir nedenle gıdada ciddi bir fiyat artışı yaşandığını, gıdaya kolay ulaşamayan ülkelerin ithalat yaptığını, birçok ülkenin açlık sıkıntısı yaşadığını anlatan Bakan Eker, bundan da en fazla yaşlılar, kadınlar ve çocukların etkilendiğini belirtti.

Açlık sorununun güven ortamını da tehdit ettiğini savunan Eker, "Eğer yer kürede 1 milyar insan aç ise geride kalan 6 milyar için o küre güvenli yer olmaz. Vicdan açısından söylemiyorum, güvenlik stratejisi açısından da bunun öneminin kavranması gerektiğini ifade etmek istiyorum" dedi.

Türkiye'nin tarım ülkesi olarak bilinmesine rağmen 2006 yılına kadar bir tarım kanunu olmadığına işaret eden Bakan Eker, "Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan 83 yıl sonra tarım kanununa kavuştu. 2006 yılında tarımın ilk kanunu çıkardık" dedi.

-"Tarım hasılası 3 kat arttı"

2001 yılından bu yana tarım alanında Türkiye'de önemli yapılanmanın oluştuğunu kaydeden Eker, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye bundan 9 yıl önce 24 milyar hektar arazide tarım yapıyordu. 24 milyar hektardaki tarım hasılası ise 23 milyar dolardı. 23 milyar dolarlık tarım hasılası ile Türkiye Cumhuriyeti Avrupa ülkeleri içinde 4, dünya ülkeleri içinde ise 11'inci sıradaydı. Alınan tedbirlerle uygulanan politikalarla hazırlanan yeni stratejilerle 2011 yılında Türkiye, aynı alanda 62 milyar dolarlık tarım hasılasına ulaştı. Tarım hasılası 3 kat arttı, aynı alanda daha fazla, daha verimli, daha kaliteli üretiyoruz. Bugün ise Türkiye Avrupa ülkeleri içinde 62 milyar dolarlık tarım hasılası ile birinci, dünya ülkeleri arasında da 7'inci sıraya yükseldi."

9 yıl önce 19.5 milyon ton buğday üretildiğini vurgulayan Eker, tohum ve ilaçlama konularında gerçekleştirdikleri yeniden yapılandırmayla üretim miktarını arttırdıklarını söyledi.

-TÜBİTAK'ın en büyük müşterisi-

TÜİK'in verilerine göre, bugün Türkiye'de 35 milyon ton hububat üretimi yapıldığını ve bunun 21.8 milyon tonunu buğdayın oluşturduğunu vurgulayan Eker, "Türkiye'nin toplam tüketimi 18 milyon ton, üretim ise 21.8 milyon ton. Dolayısıyla 3 milyon ton fazlalık var, bunu da ihraç ediyoruz" diye konuştu.

Türkiye'nin 2002 yılında buğday ihracatında 12'inci sırada yer aldığını açıklayan Eker, 2005 yılından itibaren alınan tedbirlerle Türkiye'nin 2011 yılında dünyada buğday ihracatında birinci ülke konumuna ulaştığını bildirdi. Bakan Eker, Türkiye'de bazı sektörlerde cari açık yaşanırken, tarımda ise dış ticaret açığı veren değil, dış ticari fazlası olan bir dönem yaşadığına işaret etti.

Buğdayın kalite ve verimlilik açısından çok iyi bir düzeyde olduğunu kaydeden Eker, ancak içindeki proteinler, besin kaynakları açısından da zenginleştirilmesi gerektiğini ve bunun için de Bakanlık olarak AR-GE çalışmalarına ağırlık verdiklerini bildirdi. Bakan Eker, TÜBİTAK'ın en büyük müşterisinin projeleriyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olduğunu söyledi.

Ekmeğin insanların hayatındaki en önemli sembol olduğunu dile getiren Eker, bu nedenle tüketiciler açısından sağlıklı olması, içindeki yararlı besin elementlerinin yüksek olması gerektiğini belirtti.

Gerek dünyada gerekse Türkiye'de önemli sorunlardan bir tanesinin de israf olduğuna işaret eden Bakan Eker, "Bakanlık olarak yaptığımız araştırmada Türkiye'de çok büyük israf olduğunu tespit ettik. Günlük olarak 101 milyon adet 250 gramlık ekmek üretiliyor, günde 5.9 milyon adet ekmek israf ediliyor. Bu miktar 1500 ton ekmek demek. Yıllık yaklaşık 550 bin ton israf demek. Bunun değerine baktığınızda bir yılda ihraç ettiğimiz buğday kadar ekmek israf ediyoruz" diye konuştu.

Bu durumun karlı bir iş olmadığını ve dini inanca göre de uygun olmadığını ifade eden Eker, bu konuda da ilgili kurumların üzerlerine düşen görevleri yerine getirmelerini istedi.

Avrupa'daki buğday üretimi-

Avrupa Un Değirmencileri Birliği Başkanı Hubert François da kongrede yaptığı konuşmada Avrupa'da 45 milyon tonluk buğday öğütüldüğünü ve bunun büyük bir bölümünün iç piyasada tüketildiğini söyledi.

Un sektörünün 3 bin 800'den fazla değirmeni kapsadığını belirten François, Avrupa'da değirmencilik sektörünün köklerinin geçmişe dayandığını ve 14. yüzyıldan kalan değirmenlerin bulunduğunu kaydetti.

Türkiye'de ekmek tüketiminin Avrupa Birliği'ne üye ülkelere göre iki kat fazla olduğuna işaret eden François, Avrupa'daki ekmek tüketim trendinin son 30 yıl içinde değiştiğini, Türkiye'de de böyle bir değişimin söz konusu olup olmayacağının sorgulanması ve bu değişime göre de değirmencilik açısından sektörün değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

TUSAF Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Özmen, 2001 yılı mali kriz sonrası reformların, ekonomik programların, bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılmasının Türkiye'de ekonomik açıdan bir ilerleme sağladığını bildirdi. Bu dönemde istikrarın ve sürdürülebilirliğin anahtar kelime olarak kabul edildiğini ifade eden Özmen, bölgesel ve küresel ekonomik krizleri Türkiye'nin en az zararla atlattığına işaret etti.

Ekonomik gelişmelerin un ihracatına da olumlu yansıdığını anlatan Özmen, Türk ununun son yıllarda uluslararası marka olma yolunda önemli ilerlemeler kaydettiğini söyledi.

Sektörün özellikle kurumsal kapasitesini TUSAF çatısı altında toplaması sonrası sanayinin Türkiye'yi dünya pazarında lider ülkelerle rekabet eder duruma getirdiğini anlatan Özmen, "2005 yılından bu yana Kazakistan ve Avrupa Birliği üye ülkeleri ile dünya un ihracatında yaşadığımız rekabette ilk defa 2011 yılında hem değer hem de miktar bazında liderlik kürsüsüne oturduk. Geçmiş yıllarda genelde değerde birinci veya ikinci olurken miktarda koltuğu Kazakistan'a ve AB'ye bırakmıştık" diye konuştu.

Kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/haberdetay.aspx?NewsID=9929