Cumartesi, 25 Nisan 2020 14:26

Gıda Egemenliği, Gıda Güvenliği ve Gıda Güvenilirliği Öne çıkarılmış

Yazan
Ögeyi değerlendirin
(0 oy)

Gıda Egemenliği
Gıda egemenliği 1996 yılında Via Campesina (köylünün yolu) adlı örgütün üyeleri tarafından ortaya atılmıştır ve insanların kendi gıda sistemlerini tanımlama hakkı olarak tanımlanmaktadır.

İlk kuruluş amacı aslında Avrupa’nın yüksek tarım destekleriyle ayakta duran küçük ve orta boy tarım işletmelerini, Dünya Ticaret Örgütü’yle gelmekte olan tarım ürünleri ticaretindeki liberalleşmeye karşı korumak. Kısa zamanda 70 ülkeden yaklaşık 150 yerel örgütün katılımıyla büyüyen örgüt bugün küreselleşme karşıtı hareketin önde gelen gruplarından birisi. Üyelerinin büyük kısmını ise “topraksız çiftçiler” oluşturuyor.
Gıda egemenliği savunucuları, gıda sistemlerini yönettiğini öne sürdükleri şirketler ve Pazar talepleri yerine gıdayı üreten, dağıtan ve tüketen insanları gıda sistemlerinin merkezine koymaktadır. Hareket çiftçiler, köylüler, doğal yaşamcılar, balıkçılar, yerliler, kırsalda yaşayan gençler ve çevre örgütleri tarafından desteklenmektedir.
Bu yaklaşıma göre insanların her gün yeteri kadar gıdaya ulaşması kadar tükettiği gıdanın nasıl üretildiği ve nereden geldiği de önemlidir. Gıda ekolojik olarak ve sürdürülebiliri yöntemler ile üretilmeli, sağlıkla ve kültürle uyumlu olmalıdır. Her topluluğun kedi gıda politikasını belirleme hakkı olmalıdır. Toprak, su, tohum, hayvan gibi kaynakları gıdayı üretenler kullanmalı ve yönetmelidir. Çevresel, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirliği olan gıda sistemi için çiftçiliğin güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu yaklaşım zengin ülkelerin gıda yardımlarına da karşıdır. Bu yaklaşımın diğer yaklaşımlardan bir farkı da sivil toplum organizasyonu olmasıdır. 2007'de Niyele'nin (Mali) Selingue köyünde toplanan uluslararası gıda güvenliğ forumu ile başlayan bir girişimdir.
Gıda egemenliği gıda politikaları ve öngörüleri üzerinde önemli bir etkisi olan gıda güvenliğine karşı doğmuştur. Gıda egemenliği savunucularına göre gıda güvenliği herkesin her gün yetecek miktarda gıdaya ulaşmasıdır. Fakat bu gıdanın nerden geldiği veya nasıl üretildiğinden bahsetmez. Gıda egemenliği küçük işletmeleri, çiftlikleri, balıkçıları destekler, bu sektörler endüstrileştirmekten ziyade küçük birer ekonomi yaratmayı amaçlar. Başka bir tanımda gıda egemenliği, üreticilerin küçük çaplı işletmelerde tüketiciler için sağlıklı, yerel yetiştirilmiş gıdaları sunduğu kırsal canlandırma platformu olarak tanımlanmaktadır.
Gıda egemenliği savunucuları gıda üretim, dağıtım ve paylaşımında sistemik bir değişikliğe gitmeden adil ve çevreye duyarlı bir gıda rejimi yaratılamayacağını savunuyorlar. Bunun için beş adımlık basit bir model önerilmektedir.
1.    Endüstriyel olmayan, küçük çiftçi tarımına, işlemesine ve alternatif bir dağılıma dayanan, ekolojik olarak sürdürülebilir ve sosyal olarak adil bir gıda üretim ve tüketim modeli için çalışmak.
2.    Gıda dağıtım sistemini yerelleştirmek ve üreticiler ile tüketiciler arasındaki zinciri kısaltmak.
3.    Gıda ve tarım alanında çalışma koşullarını ve sosyal koşulları iyileştirmek.
4.    Ortak varlıkların (toprak, su, hava, geleneksel bilgi, tohum ve hayvanlar) kullanımı ve mirası hakkındaki karar alma mekanizmalarını demokratikleştirmek.
5.    Kamu politikalarının, kırsal bölgelerin canlılığını, gıda üreticileri için adil fiyatları ve herkes için güvenli, GDO’suz gıdayı garanti etmesini sağlamak.
Gıda Güvenliği
Gıda güvenliği “tüm hane halkı üyelerinin fiziksel ve ekonomik olarak yeterli gıdaya ulaşması ve bu ulaşmada hane halkının bir risk taşımaması”  olarak  tanımlanmaktadır (Leisinger,2000; FAO, 2000).
İnsanların sürdürülebilir, güvenilir, uygun fiyatta, kaliteli, sağlıklı beslenme alışkanlığını geliştirecek besinleri satın alma ve tüketme hakkına sahip olduğu anlamına gelen gıda güvencesi konusu üzerinde; “Gıdaya ulaşım hakkını temel insan hakkı” olarak tanımlayan 1948 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden başlamak üzere, 1975 yılında BM, 1983 yılı BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 1986 yılı Dünya Bankası, 1989 yılı Dünya Gıda Programı, 1992 yılı FAO ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından düzenlenen Uluslar arası Beslenme Konferansı (International Conference on Nutrition) ve FAO'nun 1996 yılında düzenlediği Dünya Gıda Zirvesi'nde (World Food Summit) önemle durulmuştur
Gıda güvenliğinin üç temel ayağı vardır:
1.    Gıdanın bulunabilirliği: Yeterli miktarda gıda istikrarlı şekilde bulunabilmelidir,
2.    Gıdaya erişim: Besleyici ve uygun gıdalara erişebilmek için yeterli ekonomik kaynağa sahip olunmalıdır,
3.    Gıda kullanımı: Uygun kullanım temel beslenme ve sağlık bilgisine dayanmalı aynı zamanda yeterli suya erişim ve temizlik esas alınmalıdır.
Belirli aralıklarla yiyecek gıdası olmayan insanların sayısı 800 milyon civarındadır ve inatçı bir şekilde bu seviyede kalmaktadır. Dünyanın az beslenen insanlarının %60’ı Asya %25’i Afrika’dadır. Buna rağmen açlık çeken insan sayısı Afrika’da %33, Asya’da ise %16’dır. Son FAO rakamlarına göre yetersiz beslenme oranı %35 üzerinde olan 22 ülke vardır ve bunların 22’si Afrika’dadır.
Gıda Güvenilirliği
Tüm dünyada insanların sağlıklı olmaları, yaşamlarını ve fiziksel gelişimlerini sürdürebilmeleri için yeterli miktarda ve güvenli gıdayı alabilmeleri, yeterli ve dengeli beslenebilmeleri gerekir. Bu gereksinimin gıdalardan karşılanması açısından güvenli ve sağlıklı gıda üretimi ve tüketimi de zorunludur. Dünyada gıdaya ilişkin sorunlar gün geçtikçe artmaktadır. Bu sorunların başında gıda güvenliğinin sağlanamaması gelmektedir. Gıda güvenliği ile ilgili tehlikeler çevre kirliliği, toplumun değişen tüketim alışkanlıkları, toplu gıda ve yemek üretiminde artış, eğitim ve gelir düzeyinin düşüklüğü, yetersiz veya yeterince uygulanmayan mevzuatlar, gıdaların saklama süresinin artırılması, kontrol dışı gıda üretimi, denetim uygulamalarının yetersizliği veya gereğince yapılmaması, gıda üretiminde yeni teknolojilerin kullanımı, nüfus artışı gibi nedenlerle artmaktadır. Yaşamımızın temel maddesi olan gıdalar, çiftlikten çatala kadar geçen aşamalarda gıda güvenliğinin yeterince sağlanamaması nedeniyle zararlı hale gelerek sağlığımız için gizli bir tehlike oluşturabilmektedir. Gıda güvenliği, sağlıklı ve kusursuz gıda üretimini sağlamak amacıyla gıda hammaddesinin eldesi, üretimi, işlenmesi, saklaması, taşınması, dağıtılması ve tüketimi sırasında gerekli kurallara uyularak önlemlerin alınması olarak tanımlanabilir.
Çiftlikten çatala kadar geçen tüm aşamalarda gıdalar farklı kaynaklardan çeşitli zararlı unsurlarla bulaşabilmektedir. Gıda güvenliği, tüketime sunulan gıdaların “çiftlikten sofraya” gelinceye kadar geçirdikleri sağlıklı hammadde temini, gıdaların üretimi, işlenmesi, depolanması, taşınması, dağıtımı ve sunulması aşamalarının tümünü kapsamaktadır. Gıda güvenliğini tehdit eden başlıca unsurlar fiziksel, kimyasal ve biyolojik tehlikelerdir.
Fiziksel riskler; cam kırıkları, plastik, taş, toprak, tahta, metal parçaları, saç, tırnak, sigara külü, sinek, böcek, radyoaktivite vb. risklerden oluşurken, kimyasal riskler; doğal toksinler (mikotoksinler), çevresel metaller (civa, kurşun, dioksin, kadmiyum vb), bitkilerdeki doğal kimyasallar (patateste bulunan glikoalkaloid vb.), tarım ilaçları ve veterinerlik ilaçları kalıntıları, gıda katkı maddeleri gibi risklerden oluşmaktadır. Biyolojik riskler ise mikrobiyolojik kirlenme kapsamında bakteri, virüs ve parazitlerin neden olduğu kirlenmelerden kaynaklanmaktadır.
Gıda güvenliği ve kalite alanında birçok ulusal ve uluslararası standart söz konusudur. Bunlar arasında ISO 9001:2000, ISO 22000, HACCP, Global-GAP (Önceden Eurep-GAP olarak kullanılıyordu), ISO 17025, GLP-İyi Laboratuar uygulamaları (Good Laboratory Practice), BRC, IFS ve İzlenebilirlik sayılabilir.


KAYNAKÇA
Ekşi, A., & İşçi, A. (2012). Dünyada Açlık Olgusu Ve Çözüm Arayışları. The Journal Of  Food, 37(1), 39-45.
“Food Sovereignty.” Wikipedia, the Free Encyclopedia, April 19, 2013. http://en.wikipedia.org/w/index.php?title=Food_sovereignty&oldid=546933428.
 “Food Security.” Wikipedia, the Free Encyclopedia, April 21, 2013. http://en.wikipedia.org/w/index.php?title=Food_security&oldid=551468121.
“Gıda Güvenliği Mi Gıda Egemenliği Mi? - Koray Çalışkan - Radikal.” Radikal. Erişim April 21, 2013. http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?atype=radikalyazar&articleid=1061414.
“Gıda egemenliği mi dediniz?” –Selim Çetiner -  Erişim April 21, 2013. http://www.tarlasera.com/gida-egemenligi-mi-dediniz/
Demirbaş, N., &Atış, E. (2005) “Türkiye Tarımında Gıda Güvencesi Sorununun Buğday Örneğinde İrdelenmesi.” Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi 42, no. 1 (2005): 179–190.
Kıymaz, T., & Şahinöz, A. (2010). Dünya ve Türkiye - Gıda güvencesi durumu. Ekonomik Yaklaşım, 76(21), 1.
Erkmen, O. (2010). Gıda kaynaklı tehlikeler ve güvenli gıda üretimi. Cocuk Sagligi Ve Hastaliklari Dergisi, 53(3), 220-235.
Özbek, F., & Fidan, H. (2010). Türkiye ve Avrupa Birliği'nde gıda standartları. Selçuk Tarım Ve Gıda Bilimleri Dergisi, 24(1), 92.
Koç, A., Bölük, G., & Aşçi, S. (2008). Gıda Güvenliği Ve Kalite Standartlarının Gıda İmalat Sanayinde Yoğunlaşmaya Etkisi. Akdeniz Universitesi Iktisadi Ve Idari Bilimler Fakultesi Dergisi, 8(16), 83-115.

Okunma 61 kez Son değişiklik Cumartesi, 25 Nisan 2020 14:29
Yorum yapmak için oturum açın