Yazdır
Gösterim: 19660

Dünya Gazetesinde Dr.Burhan Özfatura'nın yazısı...


"Biyodizel, bitkisel ve hayvansal yağların metil alkol (veya etil alkol) ile katalizör eşliğinde üretilen ve dizel yakıtına alternatif bir yakıttır. Dizel yakıtı ile çalışan bütün motorlarda kullanılabilir. Ham bitkisel yağlar, lokanta ve yemek fabrikaları atık yağları, bozulmuş acılaşmış yağlar, mezbaha atıkları olan hayvansal yağlar aynı şekilde ve yöntemle esterleştirilip biyodizele dönüştürülebilir.

Biyodizel üretimi esasen çok basittir. Biyodizel üretimi için katalizör alkol ve ham yağ kullanılır. Önce yağın asitlik derecesi tespit edilerek katalizör miktarı bulunarak işleme girecek materyaller hazırlanır. Hatta çiftçi kendi traktör ve makinelerinde kullanacağı biyodizeli üretebilir. Yurtdışında bunun örnekleri çoktur. Vergilerden muaf olduğundan çiftçiye çok ucuza mal olmaktadır.

Türkiye'de henüz bu konuda yasal düzenlemeler yapılmamıştır. Yurtdışında kendi biyodizelini üreten çiftçilerde küçük kapasiteli yağ presi de bulunmaktadır. Ortalama 1 kg kanalodan 450 gram biyodizel üretilmektedir. Geri kalan 550 gram küspe olarak kullanılır. Dekardan ortalama 300 kg de verim alınırsa; 1 dekardan 75 kg biyodizel ve 225 kg soya küspesi elde edilir. 75 kg biyodizel 85 lt'ye tekabül etmektedir. Aynen, biyodizel üretiminde ara ürün olarak sabun ve kimya sanayiinde kullanılan gliserin de elde edilmektedir.

Özellikle pamuk yağının maliyeti diğer yağlara göre daha düşüktür.

Sonuç olarak; (1) Biyodizel üretimi için biyodizel üretiminde kullanılan bitkiler desteklenmelidir. (2) Bir an önce yasal düzenlemeler yapılmalıdır. (3) Biyodizel için yurtdışından herhangi bir tohum ithali kesinlikle yapılmamalı, çiftçimiz teşvik edilmelidir. (4) Biyodizel çevre dostu yakıt olduğu için çevre kirliliği azalacaktır. (5) Dizel ihtiyacında dışa bağımlılık azalacaktır. (6) Yeni iş olanakları açılacaktır.

Yukarıdaki faydalar dikkate alınarak hem tarım hem de otomotiv sektörünün ekonomik olarak güçlenmesi sonucu çıkacağından, bu konuda bilinçli politikalar oluşturulması zorunludur. Ancak AK Parti Hükümeti bu konuda henüz bir adım atmamıştır.

Diğer taraftan; biyomotorin (biyodizel) uygulamadaki başarısını kanıtlamış en önemli diesel motoru alternatif yakıtıdır. Biyomotorin üretiminde kullanılabilecek yağ kaynakları:

- Bitkisel yağlar: Ayçiçeği, soya, kolza, aspir, pamuk, palm yağları.

- Geri kazanım yağları: Bitkisel yağ endüstrisi yan ürünleri.

- Şehir ve endüstriyel atık kökenli geri kazanım yağları: Kahverengi gres, siyah gres.

- Hayvansal yağlar: Don yağları, balık yağları ve kanatlı yağları.

- Atık bitkisel yağlar: Kullanılmış yemeklik yağlar, sarı gres.

Biyomotorin üretiminde kolza yüzde 84, ayçiçeği yüzde 13, soya yüzde 1, palm yağı yüzde 1 ve diğerleri yüzde 1 kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalarda bitkisel yağlar doğrudan seyreltme yöntemiyle de yüzde 25'e kadar dizel yakıtına karıştırılınca motor performans değerlerinde önemli bir değişiklik olmamaktadır. Bazı ülkelerde, B20 adı ile satışa sunulan motor yakıtının bileşiminde yüzde 20 oranında bitkisel yağ var demektir.

Esasen biyomotorin üretimi teknolojisinde zorluk bulunmamaktadır. Üretimde en önemli nokta biyomotorinin saflık derecesidir. Bu nedenle rafinasyon aşaması önem kazanmaktadır. Biyomotorinin standartları şöyledir. (TS EN 14214; otobiyodizel; TS EN 14213; yakıtbiyodizel);

B5: Yüzde 5 biyomotorin + yüzde 95 motorin,

B20: Yüzde 20 biyomotorin + yüzde 80 motorin,

B50: Yüzde 50 biyomotorin + yüzde 50 motorin,

B100: Yüzde biyomotorin.

Özellikleri; (1) Çevre dostu, (2) Anti-toksik etkili, (3) Kanserojenik madde ve kükürt içermez, (4) Kolay depolanır, taşınır ve kullanılabilir, (5) Yağcılık özelliği mükemmeldir, (6) Motor ömrünü uzatır, (7) Stratejik özelliklere sahiptir, (8) Motor karakteristik değerlerinde iyileşme sağlar, (9) Mevcut dizel motorlarında hiçbir tasarım değişikliği gerektirmeden kullanılır.

En önemlisi 100 bin tonluk bir biyodizel tesisi ile 80 işçi ve 550 çiftçi istihdamı asgari ölçülerde gereklidir. Biyoyakıt için kıraç arazilerin de ekonomik bir şekilde değerlendirilmesi söz konusudur.

Diğer taraftan, biyobenzin ise şeker kamışı, patates, mısır, buğday ve diğer tahıllardan elde edilen etanolün benzinle karışımına verilen addır. Hemen hemen her gelişmiş ülke bu doğal yeşil yakıt karışımını taşımacılıkta kullanmakta, dolayısıyla CO2 emisyonuna olumlu katkılarda bulunmaktadırlar. Türkiye'de 2007 yılı itibariyle biyodizel üretim tesisi için onlarca firmaya yetki verildiği halde, etanol (biyobenzin) konusunda henüz bir şirket üretim yapmakta, diğer bir şirket ise şeker pancarı melasına dayalı tesisini açmak üzeredir. Dünyada ise üretilen 38 milyar litrelik yeşil yakıtın yüzde 90'ı etanol (biyobenzin) olduğu gerçeğidir. Bu duruma göre Türkiye'de bazı tarımsal politikaların gözden geçirilmesi gerekir. Bana göre, çok büyük bir hızla öncelikle; (1) Yeni sulama imkanlarının araştırılması ve acilen uygulamaya geçilmesi, (2) Ekonomik sulama ve tasarruf için damlama sulama kayıtsız şartsız teşvik edilerek çiftçiye kolaylık sağlanmalı, (3) Ekonomik olarak kullanılamayan arazilerin ıslah edilmeleri, toplulaştırmalarının yapılması (Ancak, maalesef AK Parti Hükümeti bu görevleri yapacak Gediz Planlama gibi "toprak-su kuruluşlarını kapatmıştır. Özel sektör çare olabilir) (4) Ürün planlaması ciddi olarak ele alınmalıdır, (5) Başbakan çiftçiler için "hep size mi çalışacağız!" dememelidir.

Netice olarak, Türk çiftçisi hem biyodizel hem de biyobenzin için ham maddeyi üretebilecek güçtedir. Kesinlikle bu iş için dışardan ürün ithalatı yapılamamalıdır. biyodizel mi? Biyobenzin mi? Nispeti ne olmalıdır? Bunu biraz ekonomistlere bırakıyorum. Bana göre Türk çiftçisi ihya olacağı gibi, ülke de ihya olacaktır.

Terörün durmasına da bir nebze faydalı olur. İşsizliğe de çare olacaktır. Ama bu hükümet, bu başbakan ve bu tarım bakanı ile olmaz.

Bu konuda ABD ve AB'deki hedefler şöyledir; ABD 2006 yılında 19 milyar litre (5 milyar galon) olan biyobenzin (etanol) kullanımını on yıl içinde yani, 2017 yılında 132 milyar m3'e (35 milyar galona), diğer bir deyimle, 7 misline çıkarmayı hedeflemektedir. AB ise 2010 yılında yeşil yakıtların kara nakli araçlarında kullanılan yakıtın yüzde 5.75'ine ulaşmasını planlamıştır.

Diğer önemli bir konu ise eğer bu işe girişilecek ise araştırma enstitülerinde ıslah kriterlerinin değişmesi, yeşil yakıta uygun çeşit geliştirilmesi planlanmalıdır. Biyobenzin söz konusu olduğu durumda mısır üretimi öncelik alacaktır. Türkiye ise iyi bir planlama ile belirlenen hedeflere ulaşabilecek şartlara haizdir."

{mos_fb_discuss:43}